www.deprem.npage.de Sitesindesiniz... Şuan Okunan Yasin Şerifi önce S.A.V ve Depremde Vefat etmişlere, Tüm Şehitlerimize, Vefat etmişlerimize gönderiyoruz, Sitemizi Ziyaret edenlerinde...
Deprem Nedir? Nasıl Oluşur?
Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12 km. derinliğe kadar uzanan elastik kısımla üst kabuk içinde oluşur. Bu derinlikten daha aşağılarda sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için yer değiştirme hareketi depremsiz, kırip denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç cm.lik yer değiştirme yüzyıllarca birikerek birkaç metre birden büyük bir depremle oluşmaktadır. Depremler sırasında ilk kırılma başlangıcının bu elastik alan sınırında oluştuğu anlaşılmaktadır.
Deprem, yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda oluşan yer değiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık elastik dalga hareketleridir. Bu yer değiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğdu orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde de görülmektedir.
Deprem Dalgaları
Depremi oluşturan faylanma ile birlikte odaktan çeşitli türlerde sismik dalgalar yayılır. Bunlar boyuna dalgalar, enine dalgalar ve yüzey dalgalardır. Boyuna dalgalara P dalgası denir. P dalgaları yayılma doğrultusu ile aynı yönde parçacık hareketi oluştururlar. S dalgası olarak adlandırılan enine dalgalar, yayılma doğrultusuna dik yönde parçacık hareketine neden olurlar. Yapılarda hasara S dalgaları neden olur. S dalgalarının yeryüzündeki yansımaları sonucu yüzey dalgaları "Love ve rayleigh" (dalgaları oluşur) S dalgalarının hızı P dalgalarından yavaştır.Depremler sismograf adı verilen aletler tarafından kaydedilir.Sismografların yer hareketini büyütme yetenekleri amaca göre değişebilmekte gerektiğinde 1 Milyon kez büyütme elde edilebilmektedir. P dalgaları sismografda S dalgalarına göre çok önceden gelir. En son yüzey dalgaları ulaşır.
Deprem Büyüklüğü (Manyitüd)
Sismograflarda izlenen deprem kayıtlarına genliklerden hesaplanan "büyüklük" adı verilen bir ölçek geliştirilmiştir. Bu ölçeğin yararı depremin ölçüsünü gözlemlerimizden ve hasar durumundan bağımsız olarak hesaplayabilmektir. Büyüklük ölçeği logaritmiktir.
Odak noktasından 100 km. uzaklıkta bulunan özel nitelikte bir sismografın kaydettiği yer hareketinin genliğini mikron cinsinden değerinin logaritması M=Richter Büyüklüğü olarak tariflenir.
Depremin odak noktasına uzaklığını bulmak için sismogramdaki P ve S dalgalarının varış zamanları arasındaki fark kullanılır.
Depremin Şiddeti (Intensity)
Sismografların olmadığı dönemlerde depremin ölçüsünü belirleme amacıyla depremlerin canlılar, yapılar ve toprak üzerindeki etkileri sınıflanmış ve şiddet adı verilen ölçek adı ortaya çıkmıştır. Çok çeşitli deprem şiddet ölçekleri vardır.
Rossi forel (RF) ,Mercalli Sieberg (MS),Omorio Cancani (OC),Mercalli Cancani (MC), Değiştirilmiş Mercalli 8 MM, Medvedev Sponheur-Karnik (MSK) ve Japon (JM) ölçekleri en çok kullanılan ölçeklerdir. Ülkemizde değişmemiş Mercallı ve MSK ölçekleri kullanılmaktadır. MM ölçeği 12 şiddet grubuna ayrılmıştır.
Şiddet 1
Genellikle insanlar tarafından duyulmaz. Ancak duyarlı sismograflar tarafında kaydedilir.
Şiddet 2
Ancak istirahat eden ve özellikle yapıların üst katlarındaki kişiler tarafında duyulur. Asılmış durumdaki bazı eşyalar sallanabilir.
Şiddet 3
Yapıların içinde ve özellikle üst katlarında bulunan kişiler tarafında duyulur. Asılı cisimler sallanır. Birçok kişi bunun deprem olduğunu anlayamaz. Duran motorlu araçlar hafifçe sallanabilir. Ağır bir motorlu araç geçiyormuş gibi duyulur. Süresi algılanabilir.
Şiddet 4
Gündüzleri yapıların içinde bulunan birçok kişi dışarıda ise bazı kişiler tarafından duyulabilir. Büyük bir kamyon geçiyormuş gibi algılanabilir. Geceleri bazı kişileri uyandırabilir, tabaklar,tencereler sallanır,duvarlar gıcırdama sesi çıkarır.
Şiddet 5
Hemen herkes tarafından duyulur. Birçok kişi uyanır. Yönü izlenebilir. Mutfak eşyalarından ve pencere camlarından bir bölümü kırılabilir. Sıvalar çatlayabilir veya düşebilir ,kararlı olmayan eşyalar devrilebilir. Bazen ağaçların,direklerin ve diğer yüksek eşyaların sallandığı görülür. Sarkaçlı saatler durabilir, kötü yapılmış bacalar yıkılabilir.
Şiddet 6
Herkes tarafından duyulur. Birçok kişi dışarı fırlar, yürümek zorlaşır, cam eşyalar, pencereler kırılır, kitaplar raflardan düşer, sıvalarda çatlaklar oluşur. Bacaların düştüğü görülür.
Şiddet 7
Ayakta durmak zorlaşır,herkes dışarı koşar, araç kullanan kişiler depremin farkına varır, eşyalar hasar görür, D türü yapılarda hasar oluşur. Sıva, zayıf tutturulmuş tuğla,fayans,korniş vb. dekorasyon malzemeleri düşer. C türü yapılarda çatlaklar oluşur,havuzda dalgalanma, su birikintilerinde çamurlanma, küçük kayma ve çukurlar oluşur.
Şiddet 8-9
Araba sürmek zorlaşır, C türü yapılarca hasar ve yıkılma, B türü yapılarda hasar, A türü yapılarda hasar yok. Zayıf duvarlar yıkılır, heykeller ,yüksekte duran su tankları, yığılmış malzemeler, kuleler ve bacalar yıkılır. Ahşap yapılar devrilir, ağaç dalları kırılır, ağar eşyalar ters döner, araç kullananlar rahatsız olur, su kaynakları debisi ve sıcaklığı değişir, arazide kum fışkırmaları ,çatlak ve faylar olur, kayalar düşer ve heyelanlar olur.
Şiddet 10
B,C ve D türü yapıların çoğu yıkılır. Ahşap,karkas ,betonarme yapılarda ağır hasar görülür, baraj ve bentlerde önemli hasar gözlenir, yeryüzünde önemli çatlaklar oluşur, raylar bükülür, ırmak kıyılarında ve dik yamaçlarda heyelan olur, kum ve çamur akmaları görülür.
Şiddet 11
Pek az yapı ayakta kalır.Köprüler yıkılır,yeryüzünde büyük çatlaklar oluşur, yer altı boruları işe yaramaz duruma gelir, yumuşak zeminde kaymalar oluşur, raylar çok fazla yayılır.
Şiddet 12
Tüm yapılar yıkılır,deprem bölgesindeki yeryüzü biçimi değişir,cisimler havaya fırlar,yeryüzünde deprem dalgalarının ilerleyişi görülür, ufuk ve yataylık kavramı kaybolur.
A Türü Yapı
İyi işçilik harç ve tasarım,yatay kuvvetlere dayanmak üzere demir,beton ve malzeme ve donatılı olarak inşa edilmiş sağlam yapı.
B Türü Yapı
İyi işçilik ve harç,donatılı .Yatay kuvvetlere dayanıklı olarak
C Türü Yapı
Alelade işçilik ve harç, çok zayıf bir yapı olmamakla birlikte donatılı olarak ve yatay kuvvetlere dayanıklı olarak yapılmamış.
D Türü Yapı
Kerpiç, taş gibi zayıf malzeme, Kötü harç ve standart dışı işçilik ve yatay kuvvetleri karşı zayıf.
TÜRKİYE'NİN DEPREM GERÇEĞİ:Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu sanırım bilmeyenimiz yoktur. Şayet bu ülkede yaşıyorsanız bu gerçeği bilmeli ve kabul etmelisiniz. Korkudan azade yaşamak istiyorsanız hayatınızı ona göre düzenlemelisiniz. Peki, bizi korkutan ve hayatımızı zindan eden deprem gerçekte nedir? Yerkabuğuyla ilgili çalışmalar yapan bilim adamları depremi ‘yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayı’ olarak tanımlıyorlar.
Bilindiği gibi ülkemiz deprem kuşağının tam üstünde oturuyor. Bunun içindir ki istatistiklere göre son 103 yıl içerisinde ülkemizde 154 yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde 92 bin 250 kişi hayatını kaybetmiştir, 550 bin civarında yapı ya yıkılmış, ya da büyük oranda hasar görmüştür. Jeofizik Mühendisleri Odası’nın bu istatistik verileri aslında söylenmesi gereken her şeyi açıkça söylüyor. Bu rakamlardan sonra fazla söze hacet yoktur.
Bu ülke insanı tarih boyunca ne depremler gördü… Adana-Ceyhan Depremi’ni 27 Haziran 1998’de, Marmara Depremi’ni 17 Ağustos 1999’da, Düzce Depremi’ni 17 Kasım 1999’da yaşadık. Bu depremlerde çok büyük miktarlarda can ve mal kayıpları verdik, binlerce insanımız yaralanıp sakat kaldı. Yuvalar dağıldı. Çocuklar yetim ve öksüz kaldı. Nice civanlar toprağın kara bağrına gömüldü. Ocaklara ateş düştü. Düzen, yerini keşmekeşe bıraktı.
Son yaşadığımız deprem hâlâ hafızalarımızdan silinmedi. Onun içindir ki Türkiye’yi alt üst eden ve derinden yaralayan zaman dilimlerinden birisidir 17 Ağustos 1999… Saat 03.02… Türkiye için yeni ve sıkıntılı bir dönemeç.…Merkez üssü Gölcük olmak üzere Marmara Bölgesi 7.4 büyüklüğünde 45 saniye sallandı.. Resmî raporlara göre 17 bin ölü, gerçekte ise en az 30 bin ölü, 25 bin yaralı vardı. Bunların ardından yüzlerce artçı deprem gerçekleşti. Halk ölülerine günlerce ağladı. Ülkece yas tutuldu.
Bunun ardından üç ay bile geçmeden 12 Kasım 1999 akşamı, saat 18.58’de Bolu’nun Düzce ve Kaynaşlı bölgesinde yeni bir deprem yaşandı. 7,2 büyüklüğünde 30 saniye süreli... Bu depremde toplamda 100 bin konut, 25 bin işyeri yıkılmış ya da hasar görmüş... Halk büyük tedirginlik içerisinde sokaklara dökülmüş… Türkiye makûs talihine günlerce ağlamış.
Bundan sekiz yıl evvel böyle bir senaryo yaşadı güzel ülkemiz… Bu aslında senaryodan öte bir hakikatti. Son büyük depremden(17 Ağustos 1999) bugüne kadar sekiz yıl gibi uzun sayılabilecek bir zaman geçti. Türkiye olarak o acı günlerden ders alacak yerde, deprem gerçeğini unutur olduk. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladık. Öyle ki etrafta açıkça gözüken deprem çatlaklarını sıvalarla kapatarak güya acılara set çektik. Yıkılması gereken binaları eğreti kolonlarla ayakta tutmaya çalıştık. Yeni yapılar inşa edilirken eski kör mantığı bir kenara bırakamadık. Pansuman çözümlerle durumu idare ettik, günü kurtardık. Deprem hücrelerini kuranlar çok geçmeden aklanarak(!) hapisten çıktı.
Son günlerde İstanbul için yeni bir deprem ihtimali üzerinde duruluyor. Gerçi günümüzde depremin ne zaman olacağını bilmek mümkün değildir. Fakat İstanbul’la ilgili deprem ihtimalleri, istatistiklere dayanılarak ileri sürülüyor. Bu haberlerin ortada dolaşması İstanbul halkını huzursuz ediyor. Fakat ileriye dönük önlemler de alın(a) mıyor.
Mademki deprem bizim bir anlamda kaderimiz, o zaman onunla barışık yaşamaya, ona karşı gerekli tedbirleri almaya çalışmalıyız. Lakin deprem gerçeğini çabuk unutmuş bir halimiz var. Yine müteahhitler bildiğini okuyor, kontroller yetersiz…
Depreme karşı aslında o kadar da çaresiz değiliz. Yapmamız gerekenler eksiksiz olarak yerine getirilse en az zayiatla işin içinden çıkabiliriz. Onun için öncelikle yerleşim bölgelerinin zemin etütlerini yaptırarak, yerleşim alanlarını bilimsel bir bakış açısıyla ve titizlikle belirlemeliyiz. Binaları deprem etkilerine karşı dayanıklı yapmalıyız. Ev alırken uyanık olmalıyız. Ucuz evlere şüpheyle yaklaşmalı, bunlarla ilgili olarak bir ön araştırma yapmalıyız. Çünkü böyle evler belli ki sağlam değildir, malzemeden çalınarak yapılmıştır. Paranızla aldığınız evin mezarınız olmaması için alınması gerekli acil önlemler öncelikle ve özellikle alınmalı, bu hususta daima uyanık olunmalıdır. Deprem riski zihnimizden silinmemelidir. Her an bu afete hazırlıklı ve uyanık olunmalıdır.
Dünyada deprem ülkesi sadece biz değiliz şüphesiz… Japonya bizden daha büyük deprem riski altındadır. Fakat onlar buna uygun bir inşaat teknolojisi geliştirmişlerdir. Bizler de söz konusu hadiseye onlar gibi makul ve mantıklı yaklaşmalıyız. Bu hususta bilimi rehber tayin etmeliyiz. C.C Allah ülkemizi deprem gibi büyük afetlerden korusun AMİN.
HADİS:''Bir işe sebeb olan, o işi yapmış gibidir,'' hadis şerifininde işaretininde işareti ile hiç bir maddi amaç gütmeden hizmetimizden hasıl olan sevaplardan hissedar olmalarını Rahmet-i İlahiyeden temmenni ediyoruz, Bizlere bir C.C Razı Olsun demeniz yeterlidir.''En Hayırlınız İnsanlara yardım edeniniz,''
ÖNEMLİ İNTERNET ADRESLERİ
SGK- EMEKLİ ve ÇALIŞANLAR (SSK,EMEKLİ SANDIĞI,BAG-KUR)